Pazartesi, Aralık 22, 2014

yılbaşı ağaçları....

merhaba ,
uzun zamandır bir türlü içimden yazmak, çizmek, paylaşmak gelmiyor...
fotoğraf da çekmez oldum.
nereden başlayacağımı şaşırdım. cep telefonumda bu kareleri bulunca, 
 elimde başka bir şey de olmadığından :) iş bu ağaçlara düştü.
bugünlük idare edelim :)


İstanbul' da ıkea ziyaretimde çektiğim kareler,
eh işte , sayfam da süslü ağaç oldu.


laf aramız da şu örgü yastıklara bayıldım, örnek için çekmiştim.

eminim, evlerde süslü köşeler çoktan hazırlandı,
ben de bugün başlayacağım ufak tefek bir şeylere...
içinde , mutlu bir hafta dileği olan kucak dolusu sevgiler.

Cuma, Aralık 19, 2014

brikka yada espresso maker....


kahve , kahve her zaman her çeşit kahve...


Datça'da hayvanları koruma derneğine destek kermesi,
her yıl ve yılda iki kez yapılır,
son kermesten  satın aldığım bu espresso makerı hiç kullanmamıştım.
mutfak dolaplarını düzenlerken bulunca bir denedim.


benim bu brikka yı bulmam bir şans oldu, 
evde kullandığım farklı bir brikka vardı.
hatta daha önce bir başka paylaşım konusuydu,  
şu değişik modelli eski espresso makineme ve fotoğraflarına
benim brikkam burada isterseniz tekrar bakabilirsiniz.


 her çeşit kahve iyidir.

Pazartesi, Aralık 15, 2014

adaçayı... merhaba ve biraz da sohbet...



merhaba,
20 gündür uzağım blog sayfamdan ve blog arkadaşlarımdan,
İstanbul' da  15 gün kaldım.
Datça'ya geleli 5 gün oldu, ne elime fotoğraf makinesi alasım, ne de etrfaıma bakasım var,
hani olurya zaman zaman, hepimize işte o haller...
oğlum giderken yanında sadece 25 kg ağırlığında eşya götürebildi, malum uçuş kuralları,
sadece giysilerini seçti, Kolombiya'da iklim hep bahar olduğu için şanslıydı, kalın paltolar kaldı.
ve diğer kalanları da yüklendim Datça'ya getirdim.
30 yıldır biriktirdikleri, kitapları, resimleri, uçak ve konser biletleri, sevdiği özel dergiler,
müzik ve film koleksiyonu ...çocukluk oyuncakları, karakelem çizimleri....
işte aklınıza ne gelirse..
bir yandan onları yerleştiriyorum, bir yandan hüzünleniyorum,
bir yandan mutlanıyorum, Avusturalya'da başlayıp dört yıl , kıtadan kıtaya süren,
sabır ve özlem dolu bir aşkla buluştular...
işte bendeki haller böyle.
henüz evi  bile süsleyemedim, ama oğlum ve kızım orada evlerini ve ağaçlarını süslemişler,
fotoğraflarını yolladılar. bir ara paylaşırım.
kucak dolusu sevgilerimle.

Perşembe, Kasım 27, 2014

başlığı yok, sadece sohbet,


bir süre buraya uğrayamayacağım,
İstanbul'a  gidiyorum.
canım oğlumu yolcu edeceğim, aslında artık o başka bir ülkede yaşayacak,
Gabriel Garcia Marquez'in,
sonsuz bahar ülkesinde.


bambaşka bir coğrafyanın güzelliklerini görecek,


farklı lezzetleri tadacak.


saatlerimiz ayrı zamanı gösterecek,


bilmediği sokakları ve caddeleri  yürüyüp,
yeni bir dil daha öğrenecek,


kendi yuvasında, kendi hayatını kuracak.
uzun süren bir aşk mutlu sona erecek...

oğlum evleniyor, karar verdiler,
Kolombiya'da yaşayacaklar...
aşk ve mutluluk için tüm güzel dileklerim onlarla olacak....

not: fotoğraflar oğlumun objektifinden.

Çarşamba, Kasım 26, 2014

süt şişeleri....


her boy ve her markadan süt şişeleri biriktiren ben,
baktım şişe sayısı beş olmuş, eyvah !
yahu ben bu şişeleri ne yapacağım gibi bir hale düşmüştüm ki,
çoook değişik bir şey yaparak :))))
süt şişelerini çiçeklerle doldurdum.


daha da değişik bir şey olsun diye fotoğraflarını çektim.
:))))


beş şişe , beş çiçek adını verdiğim sanatsal çalışmam,
:)
bana modellik edenler, bahçe çiçekleri
lavanta yaprakları, sardunya ve diğerleri....


hepimizin bildiği, o  blogcu heyecanı ile şişeleri,
o köşe, bu köşe hatta orta sehpaya koyarak dolaştırdım.


gözlerimiz hep güzellikleri görsün....

Salı, Kasım 25, 2014

haftanın emayesi...


bu haftanın emaye güzeli ıkea dan.
 haftanın güzeli köşesi gibi oldu.
:)))))


neredeyse bütün blogerların sahip olduğu,
bu emaye sürahiden benim de var .
bu yaz İstanbul'a babam için gittiğim zaman,
bir ıkea kaçamağı yapıp almıştım.


bu mor çiçekleri içine koyunca,
baktım tablo gibi oldu.
hemen sayfama taşıdım,
bu blog güzellikleri paylaşmak için değil mi?

umarım her hafta bir emaye güzeli paylaşabilirim...

Pazartesi, Kasım 24, 2014

nar suyu....


hatırlarsanız evin narla dolduğu ve benim ne yapacağımı şaşırıp, 
tartlar, reçeller, tatlılar  yaptığım zamanlar da, 
birde nar suyu yaptım.


ayıkladığım narların, katı meyve sıkacağında suyunu sıkıp,
tencereye doldurdum kaynattım.
içine çok az şeker ilave edip, bir süre daha kaynatıp,
sıcak sıcak kavanozlara doldurdum.
kavanozları hemen ters çevirip, birgün bekledim ve
buzdolabına kaldırım.
 canım çektikçe içiyorum.


nar suyunu doldurduğum sürahiyi, bu yaz İstanbul'da
annemin semt pazarından aldım.
pazarın bir köşesine tabak, çanak, bardak sermişlerdi ama her şey toz içindeydi.
30 yıldır kapalı kalmış bir zücaciye dükkanından kalanları üç, beş liraya satıyorlardı.
ve ben bu yeşil cam sürahiyi,
inanamayacaksınız ama beş liraya aldım.
aynı işçilikle süslenmiş, bir o kadar eski su bardağı da,
bir arkadaşımın annesinden.

bu sürahiye bence ne koysam yakışır....

Pazar, Kasım 23, 2014

parçalı bulutlu havadan...


hava parçalı bulutlu, bulutlar küçük küçük,
bir gelir, bir giderlerken,
karadan manzaralar...
yirmiüç kasım ikibinondört pazar gününden,
blog sayfama yansıyanlar.


çay bahçesinde kış sakinleri...


bulutların arasından çıkan güneşin,
denize yansıyan ışıltıları....


huzurun timsali ağaç.

ve manzaraya karşı içilen kahvenin boş fincanı....
23 kasım 2014 den kareler...

Cuma, Kasım 21, 2014

emaye aşkına....


şu güzelliğe bakın,
hem emaye, hem en sevdiğim şehirden,
hem de güzel bir dosttan hediye.


baş köşeye mi oturtsam,
içine kahve koyup , fincan fincan doldurup içsem,
ya da bitki çayımı demlesem...


şimdilik, her açıdan fotoğrafladım.


evet görüldüğü üzere, yeni bir emayem var. 

emaye aşkına düşenlere ....

Çarşamba, Kasım 19, 2014

armağanlı kahve...

kahveye eşlik edecek iki armağan alınca
 yanyana getirip fotoğraflarını çektim.


bir fincan kahve yanında iki hediye,


Kos adasından damla sakızı likörü 
ve tablo gibi kurabiye.


likörün içinde damla sakızından bir dekor var,
ama tadını sevmedim.
kurabiye ise Nevin Hirik'in resimlerinden yapılmış,
şeker hamuru kurabiyesi, yemeye kıyamadığım için,
tadını bilemiyorum.

kahveyi içip, kurabiye ve likörü seyrettim.

Salı, Kasım 18, 2014

düşün en iyi fotoğrafı...


sevgili kara kedim, düş hanımın fotoğrafını çekmek,
çok kolay bir iş değil,
onun güzel yeşil gözlerinin ve parlak siyah tüylerinin
vede güzel yüzünün en iyi göründüğü nadir karelerden.

işte benim güzel kızım...

Pazartesi, Kasım 17, 2014

yabani ''yaban mersini'' desem mi?

yaban mersini desem, internet de araştırdığımda,
şu marketlerde satılan bilinen yaban mersininden değil benim topladığım,
çok ama çok benziyor, fakat değil.
acaba yabanisi mi? 
bende anlayamadım.


neyse topladım, biraz buruk da olsa, tadı, ben sevdim.
hem karasından, hem beyazından da topladım.


beyazı daha yumuşak, daha sulu gibi,
ama kekremsi tadı aynı.


boyutları, yaprağı, çalı formu hepsi aynı,
siyahı daha çok bulunuyor.


hepsini kuruttum, bitki çayı olarak yada çerez gibi tüketeceğim.
çok ama çok azından reçel denedim.


 başarılı olduğumu söyleyemem, fakat sonuç ilginçti,
daha sulu olan beyazı sertleşti, siyahı daha yumuşak oldu,
siyahı rengi daha güzel oldu.
lezzetine gelince buruk ve kekremsi tattan  reçel de eser  yok.

reçel çeşitlerime 21. reçel olarak kaydedildi,
yaban yada yabani mersin reçeli,
sonuç  iyi olmadı lakin, denemeden bilemezdim,