Cuma, Ağustos 26, 2016

akşam sefası...


 bu güzel çiçeklerin adı,
akşam sefası


akşam sefaları açmaya başladı mı,
bahçedeki minik renkli fenerleri yakma zamanı da geldi demektir.


gündüzleri sımsıkı kapanıverir bu güzelim çiçekler.
gün batımında açılıverirler.


fenerler, çiçekler,
yaz akşamlarının, bahçe keyfidir.


hele şimdi akşamlar hafif hafif serinlemeye de başladı.
sefamı sormayın.


sefanız bol olsun.

Salı, Ağustos 23, 2016

goca moğla pazarına varıp geldim...


heykel olup zamana taşınan bu görüntünün,
aslı zamanın içinde,


bağından, bahçesinden, kümesinden,
emek verip ürettiğinden.



yaza, kışa tüm zamana aş ola, tat ola,



kışa hazırlık,
gelecek günlerde evin bereketi eksilmesin diye,
kuruyan biberler, tarhanalar, salçalar...


turşuluk
acısından kırmızı  - yeşil biberleri


biblo niyetine süs edilip dizilecek kabakları,



kavunu - karpuzu


üzümleri 


bu fotoğraf karelerini
çok çalışıp, pazara gidemeyen,
modern hayat tutsaklarına armağan ediyorum.
eski bir tutsaktan, emekli bir kasaba insanına terfi eden bendenizden,
sevgilerle.

Cumartesi, Ağustos 20, 2016

ağustos dolunayı...


elimdeki küçük bir Nikon compact fotoğraf makinası,
lakin ben dolunay çekmeye uğraşma sevdasından,
asla vazgeçmiyorum.


işte karşınızda ağustos ayının dolunayı,
elimden ne geldiyse...






Pazartesi, Ağustos 15, 2016

renkli kahvelerimiz olsun....

ferah kahvelerimiz de olsun.
illa kahve olsun.


çocukluğumun  tadı, leblebi şekeri,
o zamanlar sadece beyaz olurdu.
şimdi renklendi, gıda boyasının, zararlı olduğunu bilsemde,
dayanamadım aldım.


bir de kuş lokumu.


konu mankeni durumundaki emaye fincanı ise,
Kolombiya'dan almıştım.
minnak bir emaye fincan görünce nasıl da sevinmiştim.


leblebi şekerini kavanoza koydum,
seyretmesi de güzel.  


hep güzellik dileyim de, 
güzellikler bulsun bizi.

Perşembe, Ağustos 11, 2016

bostan budur...


bu bahar, babamın hastalığı nedeni ile,
İstanbul'daydım.
bahçeye sadece 4 domates, 4 biber fidanı diktim.
bu bolluk o fidanlardan değil.


kız kardeşim,  Küçükkuyu -  Çanakkale'de yaşıyor.
ve iki dönüm bir bahçesi var.
tüm aile bu yıl çiftçi oldu.
bir bostan yaptılar ki, bereket doldu.


bana da yetti, evimize, kargo ile bir koli  bolluk geldi.


akşam üzeri dalından topladığı,
sabah benim elime vardı.
İstanbul' daki müşterilerine, sürekli kargo yolluyorlar. 
Datça' ya da aynı hızla gelmesi ne güzel.


çıtır çıtır, ilaçsız, hormonsuz.


patlıcanların çekirdeği bile tatlı.


toprak ne muhteşem,
lezzetleri gerçekten çok başka,
çocukluk tadımızda.

Salı, Ağustos 09, 2016

kek benden...

çay yada kahveyi yapan haber versin.
yaz günleri akşam yemeği geç saatlere kalıyor.
sabah erken kalksak da,
küçük bir yürüyüş, yüzme derken saat 10'u buluyor kahvaltı.
emeklilikten mi? yoksa Datça'nın rehavetinden mi? 
kahvaltı masasından kalkmak iki saati buluyor.
yani iki olmasa da, bir buçuk saat olduğu kesin.
öğle yemeği yerine soğuk çay yada kahve yanında,
bir dilim kek yada soğuk sütlü bir tatlı veya yoğurt yetiyor.
bu nedenle  bu aralar kek bizim evde sıkça pişer oldu.


bu kek güzeli,
üzüm ve hindistan cevizlidir.


tarif bildiğiniz klasik kek tarifi,


bu kalıp için;
2 yumurta, 1/2 bardak sıvıyağ, 1 bardak yoğurt,
2 paket vanilya, 2 paket kabartma tozu,
alabildiğince un, kuru üzüm, hindistan cevizi.
180 derece fırında 30- 35 dakika.


kabarması, rengi pek hoşuma gitti, 
fotoğraflayıverdim.
fotoğrafları beğenince de paylaştım.
keşke bu keki de paylaşabilsem, hep birlikte yesek.

Cumartesi, Ağustos 06, 2016

bizim buralardan...


çok ama çok sıcak zamanlar,
 hele hele öğle vakitleri hiç bir yere kımıldamak mümkün değil,
lakin sağlıkla ilgili işler gerektiğinde istikamet Marmaris oluyor.
sağlığımda bir sıkıntı yok, arkadaşlarımı götürdüm.
sadece şoför ve araba yani taşımacılık kısmındaydım.
''sağlık turizmi'' yapıyoruz diye güldük. 


hastane işlerini bitirince,
Marmaris marina da, soluklandık,
klimalı kahve dükkanın da serinledik.
Marmaris marinayı beğenirim, şirin, sevimli bir mimarisi vardır.
bir çok yerde fotoğrafını görmüş olduğum şekilde,
 şemsiyelerden gölgelik yapmışlar.


marinada gözüme takılanlar, objektife düşenler,
bolca mavi  ve rengarenk şemsiyeler oldu.


bu şemsiye çalışması, bence çok başarılı,
hem gölgelenip, hem de renklenmek.


rengarenk, renk ahenk,
bu olsa gerek.


sıcaktan dolayı kıyıdan köşeden çekebildiğim kadarı ile,
fotoğraflar
eve gelince bir de baktım,  renkli kareler toplamışım.


akşam üzeri Datça'ya dönerken,
dayanamayıp, Aktur' a girdik,
kendimizi sulara atıp serinledik.


son kare sizin için olsun,
denizin çakılı, mavisi  ve serinliği.