Pazartesi, Eylül 15, 2014

hazine....

bir peynir hazinesi, ev yapımı hepsi..
bu kareleri İstanbul'dan dönüşümün ikinci günü çektim.
hikayesini anlatmaya  nereden başlasam;
Datça'da Metamorfoz Sanat Evin de, Peynir kursu var.
öğreten Deniz Arı, öğrencilerden biri de benim sevgili arkadaşım Yılda,
Yılda'cığım büyük bir heyecanla Mayıs ayında bu peynirleri yapıp,
dinlendirme için Deniz' e bırakmıştı. Olma sürecini tamamlayan peynirlerin,
tadımı için benim dönmemi beklemişler. Peynirler hazine, benim gelmem de önemli,
:)))) o zaman küçük de olsa şölen havasını hak ediyor, diyerek....
peynirleri ve evdeki kapkacağı toplayıp sahilde sakin bir köşeye gidiverdik.
şimdi hikayenin devamı;


köy ekmeği, şarap, peynirler,
denizin kenarı, birde fotoğrafta olma arzusun da olan,  bir kara tavuk,
işte bu kareye güzellik katanlar.


ev yapımı cheddar peyniri, gouda peyniri ve tulum peyniri...


ilk kez deneyen bir kurs öğrencisi için gayette başarılı,
bayıldık, bayıldık...


ben fotoğraf çekim bitene kadar, arkadaşlarıma biraz eziyet ettim,
aman dokunmayın, bekleyin, kesmeyin ....diye 


Tchibo  marka,  bu peynir kesici bir arkadaşımdan hediyeydi, 
peynirler ona, o peynirlere çok yakıştı.


o kadar çok fotoğraf çektim ki, canım arkadaşlarım,
iyi sabrettiler...
''hazine değerinde bu peynirler'' diye diye çekip durdum.


tulum peynirinin rengi nasıl da sarı, diğer peynirlerdeki sarılık da aynı,
Deniz bunu çok beğendi.
bizde çok beğendik, görüldüğü üzere kapış kapış gitti.


usta ve öğrenci bir arada, kırmızı  tişörtlü Deniz,
kedili tişörtü olan da Yılda.


Pazar, Eylül 14, 2014

Datça pazarı....

cumartesi günü Datça'da pazar kurulur,
hemen hemen herşeyi  pazardan alırım, 
Datça'da yaşayanların bir çoğu gibi...


sebze, meyve, peynir, kuruyemiş,
kuru gıda, giysi, kapkacak , çiçek.....
neler, neler ......


 en güzel yeşillikler, bu tezgahtan alınır,
mis kokulu reyhan, kocaman yapraklı fesleğen, 
rokalar, pazılar, 


meyve ve sebzeler,
dalından koptuğu gibi durur tezgahlarda,
herbiri birbirinden farklıdır. uzun kısa, yamuk,
şehirdeki pazarlarda, olduğu gibi hepsi aynı boyda değildir.


ev yapımı ürünlerde çokça vardır.
sabun, salça,tarhana,pekmez.....

yeni haftaya renkli ve bollukla başlamak dileğiyle....
bizim pazardan renkler.

Perşembe, Eylül 11, 2014

tekne gezisi....

İstanbul' gitmeden birkaç gün önce,
arkadaşlarla yaptığımız küçük bir tekne gezisinden kareler.
teknemiz sekiz  kişilikti, bizse altı, gittiğimiz mesafede uzak değildi,
kargı koyunun ardındaki akvaryum koyuna gittik...
çok şey yazmaya gerek yok....
daha doğrusu, ben bu güzelliği yazacak kelimeleri bulamadım.


Datça limandan çıkıp koya gidiş,  yol görüntüleri.


Akvaryum koyu.


denizin masmavi rengi.


koyda demir atmışken, gelip giden tekneler.


biz,  gün boyu koyda demirli  kaldık.


akşam geri dönüşümüz, akvaryum koyu ardımızda kalan.

haftanın son gününe,
benden size,  bolca mavi....

Çarşamba, Eylül 10, 2014

incirli tart...

İstanbul'a gitmeden önce erikli tart yapmıştım, hatırlarsanız,
bir hamurla iki değişik tatlı olmuştu....
hem kek , hem de tart.


bir de incirlisini yaptım. incirler bitmeden...


çayın yanına kek yapmak için mutfağa girdim, ee alıştım artık,
kek hamurundan azıcık da tart kalıbına dökmeye......


incirlerin sert olanlarını yuvarlak dilimledim , küçük bir tavada,
tereyağ ve şekerle şöyle bir çevirip yumuşattım, birazda tarçın serptim.


hemen sıcak sıcak dizdim pişirdiğim tart hamurunun üzerine,
tavada oluşan şekerli, tarçınlı tereyağ karışımını da,
üstüne döküverdim...

nasıl olduğuna gelince; hiç kalmadı hepsi bitti demem yeterlidir.
:)

Salı, Eylül 09, 2014

emekli işi, plaj halleri....

Datça'da yaptığım  önemli işleri unutmuşum,
hani şu emekli işlerini, deniz kıyısı , plaj halleri,
bir kaç kare .....


bugün... sabahtaaannn , akşama,
uzun bir mesai yaptım, eylül güneşi pek başka olur, deniz de sıcacıktı.


plajın olmazsa olmazları,
havlular, şemsiye,
şezlonglar, soyunma kabini.


aşağıdaki karede görünen mavili
olmasa da olur ama plaj da görünce, hele bir de poz vermiş halde,
onu da hikayeye dahil ettim,
tahta sandalye .


ekstradan  ağaç gölgesi de vardı.
daha ne olsun.


plaj da, çok fazla kalabalık yoktu,
uzun tatili olan emekliler iş başındaydı

Pazartesi, Eylül 08, 2014

bulutlu merhaba....

Datça'dan sevgiler.
bir bulut gördüm,  hemen objektifle hapsettim,
bulut çekip gittiyse de,
belki yağmur olup yağdıysa da,


ben de saklı kaldı,
dağların, ağaçların ve anıların arasında....

pamuk bulut,
duman bulut ,
güzel bulut....

Cumartesi, Eylül 06, 2014

haftasonu güzeli...

bu sabah günün en hoş sürprizi bu çiçek oldu,
annemin yakın zamanda diktiği kudret narı ilk çiçeğini açtı,
bundan sonra ne olacak hiç bilmiyoruz,
meyve mi verecek yoksa çiçekler açıp uzayıp mı gidecek ? 


bense pazar sabahı Datça'ya doğru yola çıkacağım,
beş hafta aradan sonra, babam şimdilik iyi, yürümesi zaman alacak,
ama durumu gayet iyi, hep böyle devam eder  umarım...

her açan yeni çiçek, umut ve yaşama sevinci getirir.

Perşembe, Eylül 04, 2014

Gümülcine kahvesi....

Arkadaşlıkların, dostlukların bir güzel yanı da 
''çam sakızı çoban armağanı'' hatırlanmalardır.


daha önceleri bir çok kez yazdım, biliyorsunuz göçmen bir ailenin çocuğuyum,
büyük anne ve büyük dedelerim balkanlarda yaşıyorlarmış,
babam altı aylıkken Bulgaristan'dan , 
annem on altı yaşında Yunanistan'dan gelmişler.


Kuzey Yunanistan'dan Gümülcine'den annemin akrabalarından gelen armağan,
kahve ve kurabiye.   
Yumuşak içimli bol köpüklü kahve yanında bol bademli kavala kurabiyesi,

efendim dostlardan gelen armağanlar, dostlarla yenildi, içildi.
kahveye, sohbet ve keyif katıldı.

Çarşamba, Eylül 03, 2014

annemin süsleri...

Datça'ya dönüşüm yaklaştıkça, İstanbul daha bir daraltır oldu beni,
babamın yaptırılması gereken egzersizleri nedeni ile günüm hep evde geçiyor,
uzun zaman bahçeli eve alışınca, apartman katında, bir daire de,
yaşamak çok zor, küçücük bir kulübe olsun ama bahçeli olsun...


böyle, sıkıntılı bir gün de, annemin biblolarını fotoğraflamaya çalıştım,


anneciğim pek sever, evini süslemeyi,,,,


bu seriden olan  biblolar, altıdan fazlaydı, son üç yıldır evindeki süsleri,
sevdiklerine hediye ediyor annem, eve gelen dostlarına, 
daha doğrusu,onların çocuklarına sevdikleri bir süs eşyasını alabileceklerini söylüyor,
evdeki süsleri azaldı....


eski nakışların örtülerin talibi de, bildiğiniz gibi benim...

geri sayıma başladım...

Salı, Eylül 02, 2014

Datça özlemim....


çok özledim çok, inanın bu şehir beni boğuyor,
babamın durumu iyiye gidiyor, artık dönme zamanım geldi...


ilk işim, çay bahçesinde oturup, denize karşı adaçayı içmek olacak.


bu fotoğraflar, fotoğraf makinesinin  hafızasın da kalmış,
ne hoş oldu onları bulmam, Datça özlemime iyi geldi.

Datça - Serap Çay Bahçesinden kareler...

Pazartesi, Eylül 01, 2014

bir günde iki tatlı....

bir tanesi anneciğimin uydurma tatlısı,
gül lokumlu pelte,
annem evde kalan lokumları değerlendiriyor, geçen hafta,
sakızlı lokumlardan muhallebi yaptı,
bu seferde güllü lokumları dönüştürdü...


çok rağbet görmeyen güllü lokumları,
pek sevilen tatlıya dönüştürdü....


diğer, ise ceviz tatlısı,
biz im için reçel  ama tatlı olarak yeniliyor...


Gürcistanlı bakıcı aynur hanımdan,
memleketin de, kendi elleriyle yapmış.
taze çetin cevizlerden yapılıyormuş,  pek zahmetli bir reçel,
ama çok lezzetli, o kadar güzel olmuş ki,
çetinlik falan kalmamış, yumuşacık, ağızda dağılıyor.


reçelin tarifini veremeyeceğim, ben yapmadım,
ama annemin güllü lokum peltesi tarifi çok kolay;
lokumları sıcak suyla birlikte ocağa koydu, içine nişasta ilave edip,
koyulttu, şekere gerek yok lokum tatlı...
renk ve aroma malum ....

bizde afiyetle yedik....
bugünün postuna tatlılar düştü,
günlerinize de tat  dolsun....

balkon çiçekleri...

anne ve babamın  evinden sevgilerle,
doğanın çiçek bahçesinde yaşayan ben,
balkon saksıları ile yetineceğim...


şehir çiçekleri, balkon güzelleri


sardunyacık,


ismini evde kimsenin bilmediği benim puanlı dediğim çiçekcik...


karagözler

her nerede ve ne şartlar da olursanız olun,
güzellikler sizi bulsun,
gelen yeni hafta  güzel geçsin.....