Pazartesi, Kasım 03, 2014

büyük çatı koyu....


Marmaris - Datça  arasında,
Marmaris'den  gelirken henüz virajlar başlamadan önce,
sağ taraftan giriliyor.


aslında tekne ile girilmesi gereken bir koy,
yarım adanın ege tarafı yani Gökova körfezinde,
kıvrılarak giren bir kanal gibi.


ağaçlar denizin içinden çıkıyormuşcasına dibinde, sanki, durgun, dingin bir göl.
oldukça fazla tekne vardı.
teknelerin bir çoğuda henüz açılmıştı, 
virajlardan aşağı inerken, tepeden sol tarafımızda, deniz üzerinde,
gördüğümüz tekneler, sanırım koydan çıkan teknelerdi. 


hemen deniz kıyısında bulunan bu tatlı su tulumbasını, çok  sevdim,  
çocukluğumda komşumu bahçede benzer bir tulumba vardı.
tüm çocukların her fırsatta oynamaya çalıştığı...


tulumbanın enteresan ve bence melodik bir sesi vardır,
bir süre kolu aşağı yukarı indirirsiniz, takırtılı bir ses ile
birden su gelir, kalın bir tondadır bu ses, su  bir zaman akar,
su bitince tulumbanın koluna asılıp tekrar aynı işlemi yapmak gerekir.

umarım bu fotoğraf karelerini seversiniz...

Pazar, Kasım 02, 2014

yaban mersini peşinde...

Benim için en güzel,  Datça zamanı ekim ayı ortasından,
kasım ayı ortasına kadar olan zamandır.,
tatilciler, yazlıkçılar gider,
Datça bize kalır, güneşli ama yaz kadar sıcak olmayan günlerde başlar.
denizin tadı, gezmenin tadı bu zamanlardır.
geçen hafta gezmekten blogum ile fazla ilgilenemedim,
ama bu hafta çok güzel fotoğraflar olacak,
içiniz açılacak, soğuk günlere moral olur umarım.


yaban mersini de bu zaman da toplanılacak duruma gelir.
arkadaşlarla, gereme koyuna gittik.


fotoğrafların bazılarını telefonumdan çektim, 
görüntüler bu nedenle farklı.
mersin çalısı ararken fotoğraf makinesini araba da bırakınca,


hem mersin topladık, hem deniz, hem piknik...
mersin çalısına ulaşmak için girdiğim yerlerdeki çalıların,
dikenleri yüzünden elim, kolum, bacağım çizik içinde kaldı.


nasıl da güzel duruyorlar değil mi?


sıkı da bir yürüyüş yaptık, bu yol da yürümek gayet keyifliydi.


çam ağaçlarının bu sarmaş dolaş hallerine bayılıyorum.


hem kara, hem beyaz yaban mersini vardı,
epeyce topladım, ne yapacağımı henüz bilmiyorum,
topladığım yaban mersinleri ile bir başka post da tanışacaksınız. 


gereme koyu yarımadanın ege denizi tarafında,
daha dalgalı ve hırçın bir denizdir, o gün şansımıza sakindi.

yaban mersinleri çok yakında karşınız da olacak.
yaban mersinleri ile neler yapabilirim, önerileriniz varsa sevinirim.

Perşembe, Ekim 30, 2014

çekirdek kahve....


bana, kahve gelir her yerden, 
kahveyi içmemize sebep olan neşeli keçilere teşekkürler.
kahvenin keşfi ile başlarsam uzar da, uzar bu post.


Avusturya' da yaşayan arkadaşım birde bu kahveyi dene,
diyerek sağ olsun, dört paket çekirdek kahve getirdi.


babamın emektar değirmeni, çok işe yaradı,
çekirdek kahveyi, değirmende çekip içmenin keyfi de bir başka,
kareli örtüleri de çook yıllar önce ben işlemiştim.
anneciğim saklamış, sandık karıştırırken bulunca, hemen aldım,
pek değişik, pek hoş geldi gözüme, bir zamanlar çok kullanılan örtüler di.

haftanın son günü de geldi,
kahve kokusunda keyif dolu günler dileğiyle,

tarladan sepete....


domates, biber, patlıcan bi bunlar kalmıştı,
bu sayfaya taşımadığım,
bu gördüklerinizin her birini tek, tek ellerimle topladım.
markete gider gibi, tarlaya gidiyorum, Hüseyin orada olsa da, olmasa da,
fark etmiyor, bir köşe de duran terazide tartıyorum topladıklarımı.
Hüseyin'i   gördüğümde ne topladığımı söyleyince, yuvarlama hesaplaşıyoruz.


arada hediye de veriyor, sağolsun...
ya bir kavun atar sepete, ya karpuz , kısmet neyse.

çok kıymetliler, sepete tepeden bakınca her biri  mücevher gibi.....

Salı, Ekim 28, 2014

pamuk bulutlar.....


söze ne gerek, dön dön bak,
 bulutlar destan yazdı.
geçen hafta bizim buraları pamuk bulutlar işgal etti.


nerede görsem, hemen fotoğraf çektim,
kimi telefon, kimi fotoğraf makinesine karelendi.


sabah, öğle, akşam 
her anın bulutları....


ne seyretmeye doydum,
nede fotoğraf çekmeye...




zaman zaman, şimşekler çakıp gürleseler de,
yağmuru bırakıp gittiler.


bu tablo gibi kareler kaldı ardından.
şimdi geceler yıldızlı, gündüz gökyüzü mavi,

benden bu kadar seyretmesi sizden,
sevgiler....

Pazar, Ekim 26, 2014

sabah huzmeleri...



günaydın, 
sabah ışıkları,
bulutların arasından süzülen güneş...


geçtiğimiz hafta içinde sabah yürüyüşlerim de,
çektiğim kareler.


bulutlar apayrı güzellikte,
güneş bir başka, denize yansıyan ışıklar daha bir başka.


yeni gelen haftaya, güneşin ışıkları dolsun,

Cumartesi, Ekim 25, 2014

yalancı karabiber ağacı...


ben ağacın yalancısı değilim,
ağacın kendi meğer yalancıymış...


lakin, kendisi pek hoş, kokusu bir hoş,
gölgesi loş....
varsın yalancı olsun.

doğruluk ile dolu bir hafta sonu,
hatta başı ve dahi tüm haftalar olsun.
                           *
pek çok pamuk bulut fotoğrafım var,
gelecek günler sayfama dolacak.

Perşembe, Ekim 23, 2014

20. reçel, kuru incir ...

taze meyve reçeli yapmak için ayvaları beklerken,
araya kuru incir reçeli girdi.


yapılışına gelince;
kuru incirleri yıkayıp, bir gece suda beklettim.


sabah suyunu süzüp, incirleri dörde böldüm,
1 kilo kuru incire, 1 kilo şeker,
1,5 bardak su ilave edip, parlaklaşıp, kıvama gelince,
yarım limon sıkıp, sıcak sıcak kavanoza doldurdum.


ben zaten tatlı severim, benim beğenim sayılmaz,
lakin, tadına bakanlar çok beğendi.

tabakta kalan renk .
kuru incir reçeli ile tam 20 çeşit reçel yapmış oldum...
reçellere devam.

Çarşamba, Ekim 22, 2014

pembe - beyaz çizgili....


hani şu pembe - beyaz çizgili çarşaf vardı.  hatırladınız mı,
annemde :)
İstanbul'a son gidişimde onu aldım.


çizgili çarşafı vede  el emeği, evde ne varsa,
annemin işlediği örtüleri, ördüğü dantelleri.
hepsini aldım.


 karyola etekleri bir zamanlar çok kullanılırdı,
beyaz işi bu eteği annem işlemiş.
gittiği ''singer makine nakış'' kursunda yapmış,
uzun yıllar annem ve babamın yatak odalarında, 
pirinç karyola da kullanıldığını gayet iyi hatırlıyorum.


pembe çiçekli, el nakışı aslında bir yastık kılıfı, 
ben örtü olarak serdim.


pembe çizgili yüzdeyüz pamuklu -buldan- dokuması
çarşaflar, yastık kılıfları artık yok, 


 pembe pike ise çoook eski, annemin çeyizinden,
60 yıldan fazladır. Yunanistan dan alınmış.


bu kırk yama kilimi rahmetli teyzem yapmıştı,
üzerinde ki kumaşların bir çoğu,
yine teyzemin bize diktiği,
kızkardeşimin, kuzenimin ve benim elbiselerimden.

daha önce çizgili yastıkları fotoğraflayıp, paylaştığım postu hatırlayanlar,
çizgili pembe çarşaftan söz ettiğimi de hatırlamıştır.
merak ederseniz çizgili yastıklar tıklarsınız.
seviyorum yaşanmışlıklarla dolu eşyalara dokunmayı....
sevdiklerimizin ömürleri, ömürlerimize değip geçsin...

Salı, Ekim 21, 2014

balıkçılar....


bu sabah gün sıcacık, ışıl ışıldı,
yürüyüşü çarşıya doğru yaptım.


saat sekiz buçuk civarı gelir balıkçılar,
 ağlarında ne varsa dökerler,


şanslıydım, balıkçı teknelerini,
onların tatlı telaşını gördüm.
bugüne de bu kareler düştü...


sabah yürüyüşten sonra deniz harikaydı bol bol yüzdüm...