Pazar, Kasım 16, 2014

geçen haftadan ....

yeni haftaya başlarken,
geçen haftadan kalanlar....


bu minik kuşu, bizim buralarda çok görürüz.
bahçede bir çiçek dalına yada ağaca konuverir.
kumsal da havlumun kenarına kadar geldi.
yiyecek arama telaşı içindeydi.


ben gördüm, sizin de görmenizi istedim.


geçen haftabaşı  yağmurlu günlerden birinde,
yağmurun dindiği kısa bir aralıkta,
gök kuşağı süsleyiverdi gökyüzünü.


gökkuşağı bu, insan ömründe kaç kez görebiliyor değil mi?


ve bir gün dev bulutlar dolaştı durdu yarım adanın üstünde,
her biri,  bir diğerinden daha muhteşemdi.
büsbüyük, bembeyaz.


bulut görmek güzeldir.
iyi bir hafta olsun , gelen günlerden...

Perşembe, Kasım 13, 2014

son günlerde gördüklerimden...



sonbahar uğramıyor bizim buralara,
bu yıl dikkatimi çeken şu oldu; sonbaharın renklerinden yoksunuz,
bahar da ise Datça bir renk hazinesine sahip..
lakin, sonbahar da başka bir güzellikmiş, özlediğimi fark ettim.
sonbahar da neler var etrafımda diye bakınınca gördüklerim.
begonviller güzelleşir yaz sonrası, sonra güz gülleri açar bolca...


 karanfillerim açar, pembesi de açtı, kırmızısı da,


fotoğraf makinesi eksik olmaz yanımdan, gözüme takılan,
objektife düşer.  begonvil, gül ve karanfil de son günlerde gözüme çarpanlardan,
birde bu tatlı kedicik var.


denize girdiğim yerde, bir çay bahçesinde yaşıyor,  bakanları var,
ama o kadar seviyor ki, dokunmayı vede dokunulmasını,
taş duvarın dibinde yüzmek için hazırlanırken, elimi duvara dayadığım da,
elime hafifçe dokundu, sonra  kendini sevdirdi.
nasıl güzel, yumuşak tüyleri var. 
hemen hemen, her gün severim kendisini.


bugüne düşen bu kareler oldu,
hayattan bana değenler....

Salı, Kasım 11, 2014

ayva reçeli ama değişik...


Datça'da ayva ağacı tek tük, olan ayvalarda,
öyle yenilecek gibi değil,  ama olsun,
dalından toplayıp reçel yapmak  var ya, işin içinde...


yaptığım bütün reçeller, dalından kopardığım meyvelerden,
yada çiçeklerden... ağacından toplamak işte, o duygu bambaşka..


annem bir, rendeleyip yapar ayva reçelini, birde küp küp doğrayıp,
ben rendeyi daha çok severim.
tarifi kolay;
kabukları soyulan ,ayvaları kararmaması için limonlu suya rendeledim.
limonlu suyu süzüp rendelenmiş ayvaları tencereye koyup,
üzerine şeker ekleyip kısık ateşte parlaklaşıp, kıvama gelene kadar pişirdim,
ocaktan indirmeden az önce limon suyu ilave edip, bir süre daha kaynatıp,
sıcak sıcak kavanoza doldurdum.


rengi de , tadı da güzel oldu.

hayatımızın, rengi de, tadı da eksilmesin.

Pazar, Kasım 09, 2014

kanaviçeli kahve...


eski kanaviçe örtü  annemden,
kahve benden,
fincan babaannemden.


lokumlar çifte kavrulmuş.
kahveye arkadaş...

güzel dileklerde benden olsun;
yeni gelen haftaya umut, emek, sevgi dolsun.

Cuma, Kasım 07, 2014

sonbahar çiçekleri...


sonbaharın son çiçekleri,
adını bilmediğim bu sarı çiçekler...
arılar çiçeksiz kalmasın.

çiçek gibi olsun hafta sonunuz...

Perşembe, Kasım 06, 2014

düş kedisinden ....


sevgili kara kızım ''düş''
düş hanımın fotoğrafını çekmek pek kolay iş değil,
şansa alınmış birkaç kare.


havalar serinleyince artık akşamları evde,
gece sepetinde uyuyor.


fırsat buldukça farklı zamanlarda çektiğim fotoğraflar,
kara bir pisicik, ancak bu kareleri çekebildim.



düş hanım dan sevgiler.


Çarşamba, Kasım 05, 2014

bencik koyu...


Datça - Marmaris yolu sağlı sollu koylarla, büklerle dolu,
bu koyların bir çoğuna karadan ulaşmak mümkün değil.
ulaşılabilinir  olanlardan   biri de 
''bencik koyu''


iki denizli bir koy, ormanın içinden denize düşmek gibi.


çam ağaçları arasından denize ulaşmak, çok özel bir hal,
hele dalların ardından denize bakmak müthiş bir duygu,
o yeşil ve mavi renk geçişleri inanılmaz.


azıcık bir yürüme ile ormana dair çok şey görmek mümkün,
ışıl , ışıl çam dalları, yada miniminnacık bir çiçek, salkım salkım it üzümleri...


çok güzel görünüyor, ama yenilebilir mi?
inanın bilmiyorum.


bu muhteşem koydan ayrılmak o kadar kolay olmadı,
bir günü geçirdik, gün battı, ay doğdu, kuşlar uçtu...


koyum tam karşısında ''dişlice adası'' durmakta,
gece balık avlamaya çıkan bir balıkçı da, manzaraya dahil oldu.

geçen hafta, gezip, gördüğüm yerler bu kadar.
heryer olağanüstü güzellikteydi,
lakin, paylaşmak daha güzelleştirir diye düşünüyorum.

Salı, Kasım 04, 2014

ördekler ve kargı koyu....


kargı koyu Datça merkeze en yakın koy,
fotoğraflarını bir çok kez paylaştım.
bu kez kargı koyundan farklı kareler var. 
kargının meşhur ördekleri, kargı deresi vs...


kargı deresinde  sürekli bir akansu vardır.
ve içinde ördekler.
ördekler  hem deniz de , hem dere de yaşayıp dururlar.


kargı koyundaki yıkıntı ev, 
taş doku her daim sevdiğimdir.


ördekler
dereden çıkıp denizde yüzmeye başladıklarında,
 kıyıda güneşlenirken hemen yanımıza yanaşır,
eğer yiyecek bir şeylerimiz varsa, bitirmeden asla gitmezler.
insana çok alışıktırlar. en çok elma severler.



dere incecik de olsa, akar ...
içinde kurbağalar, hatta minik su kaplumbağaları bulunur. 

kargının sevimlileri,
ördekler, kediler, köpekler ve tepede yaşayan keçilerdir.

Pazartesi, Kasım 03, 2014

büyük çatı koyu....


Marmaris - Datça  arasında,
Marmaris'den  gelirken henüz virajlar başlamadan önce,
sağ taraftan giriliyor.


aslında tekne ile girilmesi gereken bir koy,
yarım adanın ege tarafı yani Gökova körfezinde,
kıvrılarak giren bir kanal gibi.


ağaçlar denizin içinden çıkıyormuşcasına dibinde, sanki, durgun, dingin bir göl.
oldukça fazla tekne vardı.
teknelerin bir çoğuda henüz açılmıştı, 
virajlardan aşağı inerken, tepeden sol tarafımızda, deniz üzerinde,
gördüğümüz tekneler, sanırım koydan çıkan teknelerdi. 


hemen deniz kıyısında bulunan bu tatlı su tulumbasını, çok  sevdim,  
çocukluğumda komşumu bahçede benzer bir tulumba vardı.
tüm çocukların her fırsatta oynamaya çalıştığı...


tulumbanın enteresan ve bence melodik bir sesi vardır,
bir süre kolu aşağı yukarı indirirsiniz, takırtılı bir ses ile
birden su gelir, kalın bir tondadır bu ses, su  bir zaman akar,
su bitince tulumbanın koluna asılıp tekrar aynı işlemi yapmak gerekir.

umarım bu fotoğraf karelerini seversiniz...

Pazar, Kasım 02, 2014

yaban mersini peşinde...

Benim için en güzel,  Datça zamanı ekim ayı ortasından,
kasım ayı ortasına kadar olan zamandır.,
tatilciler, yazlıkçılar gider,
Datça bize kalır, güneşli ama yaz kadar sıcak olmayan günlerde başlar.
denizin tadı, gezmenin tadı bu zamanlardır.
geçen hafta gezmekten blogum ile fazla ilgilenemedim,
ama bu hafta çok güzel fotoğraflar olacak,
içiniz açılacak, soğuk günlere moral olur umarım.


yaban mersini de bu zaman da toplanılacak duruma gelir.
arkadaşlarla, gereme koyuna gittik.


fotoğrafların bazılarını telefonumdan çektim, 
görüntüler bu nedenle farklı.
mersin çalısı ararken fotoğraf makinesini araba da bırakınca,


hem mersin topladık, hem deniz, hem piknik...
mersin çalısına ulaşmak için girdiğim yerlerdeki çalıların,
dikenleri yüzünden elim, kolum, bacağım çizik içinde kaldı.


nasıl da güzel duruyorlar değil mi?


sıkı da bir yürüyüş yaptık, bu yol da yürümek gayet keyifliydi.


çam ağaçlarının bu sarmaş dolaş hallerine bayılıyorum.


hem kara, hem beyaz yaban mersini vardı,
epeyce topladım, ne yapacağımı henüz bilmiyorum,
topladığım yaban mersinleri ile bir başka post da tanışacaksınız. 


gereme koyu yarımadanın ege denizi tarafında,
daha dalgalı ve hırçın bir denizdir, o gün şansımıza sakindi.

yaban mersinleri çok yakında karşınız da olacak.
yaban mersinleri ile neler yapabilirim, önerileriniz varsa sevinirim.