sabah yürüyüşün de yürüyemez oldum.
fotoğraf makinesini almadan çıkıyorum. ''ben ne yaptım'' diye,
kendime kızıyorum, alınca da sağa bak , aman sol, dön arkanı,
bulut geldi, tekne de var. aman tekne nasıl döndü,
dağa bulut nasıl geldi. bu karede kaçmaz, diye diye....
sabah yürüyüşü şaşıyor,
sonra eve geliyorum ben şaşıyorum...
aman allahım! bu renkler aynı anda,
nasıl bu kadar farklı oluyor, diye...
şu; beş kare aynı sabahtan,
deniz de renk başka, dağ tarafın da başka....
velhasıl, zor benim halim...
kalan son kum zambakları,
yürüyüş yolu üzerinde, sayıları onu geçmez,
soluyorlar, bir başka mevsime çıkmak üzere.
son karedeki kulübe, hepimizin içinde ki
o hayal kulübesi gibi geldi bana....














