Pazar, Ekim 19, 2014

ekim ayından gelenler....

Eylül toparlandı gitti işte 
Ekim filan da gider bu gidişle.
Turgut Uyar


Şair böyle deyince, ekim gitmeden,
ekimden gelenlere bakalım dedim.


cevizsiz ev olmaz, lakin,
Datça' da ceviz olmaz, ceviz Aydın' dan,
komşum sağ olsun, yayla, cevizi getirdi.


narlar bahçeden,


ekim ayı  gidince,
 gelen kışa hazırlıkta, eksik yok, 
kış kadrosu tam, kestane hariç...


iğdeler bahçeden ellerimle topladım. 


çok da güzel fotoğraf verdiler,
çekmeye doyamadım.


çok fazla yenilmez iğde, nedense tıkar insanı. 


Datça bademi, komşu bahçeden.


iğdeler dalında bir başka güzel,
nasılda narin, pıt pıt düşüverdiler sepete.

ben bu fotoğrafları çok sevdim...
iyi zamanlarımız olsun,
iyi bir gün,
iyi bir hafta,
iyi bir ömür.......

Çarşamba, Ekim 15, 2014

reçel dosyası....

 ben neler yapmışım,
bir yılı aşkın zamandır, yaptığım tüm reçellere,
şöyle bir baktım, sonra dayanamayıp, post yaptım...

sevgili bloger arkadaşlarım,
karşınızda reçeller ....
:)


öncelikle tüm malzemeleri, fotoğraflamış, 


yapım aşamalarını, fotoğraflarla anlatmışım,


yıkanıp süzgece konulmuş halleri benim en çok sevdiğim kareler olmuş.


patlıcan reçeli için aralık ayı sonu pazar da, karşıma çıkan,
bu minik patlıcanlar beni çok mutlu etmişti.



çiçek reçeli denemelerini, çok severek yapmıştım.


ne  kadar güzel renkli ve tatlı karelerim olmuş.


kavanozlara koyup , sıra sıra dizip,
seyretmek de ayrı bir keyifmiş hani.


en son nar reçeli yapmışım.
nar tanelerinden...


bütün bu fotoğraflara neden baktığıma gelince,
ayva reçeli yapmak istedim...
yani geri dönüp tarifimi ararken bu fotoğrafları tekrar paylaşmaya 
karar verdim.
reçel tadında ve meyvelerin renklerinde günler gelsin.

REÇEL LİSTESİ:
1- ayva   2-patlıcan  3- kumkuat  4- altın çilek  5-vişne   6- erik  7- domates  8- kuru kayısı
9- portakal  10- çilek  11- limon  12- dut  13-  yeşil incir  14- kayısı  15- gül  16- gelincik  
17- mor salkım   18- nar çiçeği  19- nar 

Salı, Ekim 14, 2014

sabah yürüyemiyorum....


sabah yürüyüşün de yürüyemez oldum.
fotoğraf makinesini almadan çıkıyorum. ''ben ne yaptım'' diye,
kendime kızıyorum, alınca da sağa bak , aman sol, dön arkanı,
bulut geldi, tekne de var. aman tekne nasıl döndü,
dağa bulut nasıl geldi. bu karede kaçmaz, diye diye....


sabah yürüyüşü şaşıyor,
sonra eve geliyorum ben şaşıyorum...


aman allahım! bu renkler aynı anda, 
nasıl bu kadar farklı oluyor, diye...


şu; beş kare aynı sabahtan,
deniz de renk başka, dağ tarafın da başka....


velhasıl, zor benim halim...


kalan son kum zambakları, 
yürüyüş yolu üzerinde, sayıları onu geçmez,
soluyorlar, bir başka mevsime çıkmak üzere.


son karedeki kulübe, hepimizin içinde ki 
o hayal kulübesi gibi geldi bana....


bu yürüme meselesini,nasıl halledeceğim ah! ben .......

Pazar, Ekim 12, 2014

köpüklü kahve...

ikramım olsun,
yeni haftaya güzel başlayıp, güzelliklerle bitirelim.


köpüklü kahvelerimiz,
kapımızı çalan dostlarımız,
 eksilmesin, ömrümüzden...

iyi haftalar...

Cuma, Ekim 10, 2014

sabahtan....

bu günler de, çok fazla bilgisayar başında,
zaman geçiremiyorum.
içimdeki sıkıntıya, dışarıda, doğa da yürümek iyi geliyor.
hepimiz aynı haldeyiz, barış,barış diyen seslerimiz duyulmuyor.
doğa her şeye rağmen mevsimsel döngüsüne devam ediyor.
güz domatesleri tarlalarda büyüyüp yeşillendi....


yaz bitimi çiçekleri bunlar,  ismini bilmiyorum.
kasım başına kadar açarlar, tarla ve yol kenarlarında...


eylül den beri, kum zambakları açıyor,
çok çok güzeller, ne zor koşullara direnerek var oluyorlar.


Datça'da kum zambakları koruma altında.
ama sayıları gittikçe azalıyor.


sabahları, yürüme yolum tarlalardan geçiyor, 
sonra denizin kıyısından yürüyorum.
bu sabahtan objektifime takılanlar, bu kareler oldu...


son kare boşalan plajlardan, yaz bitti,
ömrümüz den bir mevsim daha geçti.


dileklerimizin  gerçekleşsin,
ve
insana yakışan, barış dolu bir dünya olsun.
''başka bir dünya mümkün''

Çarşamba, Ekim 08, 2014

sonbaharı ararken....

ekim ayından hafta devirdik,
dört mevsimden ''son bahar'' 
kurumuş, sararmış yapraklar savrulur,
kuzey iklimlerin de.


lakin, güneyin sonbaharı başka oluyor,
az biraz kuru yaprak görsem de,  
yeşil bırakmıyor, ağaçları bizim buralar da....


şöyle bir kaç arkadaş toplandık, 
kırlara salındık.


kuruyan yapraklar yol kenarın da, var- yok arası,
fakat yeşeren, büyüyen yeni meyveler var dallarda.


taze meşe palamutları dallarda, kurumuşlar da,
ağaç diplerinde. 


tarlaların arasın da dolaşınca, traktör görmek 
sürpriz olmadı, ama güzel de iki fotoğraf  karesi oldu.


meyve bahçelerinde , ağaçlar dallarını
 mevsim tatları ile dolduruyor.
böğürtlenler, çok bereketli olmaz buralarda,
hemen kararıp, kurur. 


sanki; biraz sonbahar buldum gibi....

yarısı yeşil, yarısı kuru....
dallar düştü yollarıma....

Pazartesi, Ekim 06, 2014

nerede eski bayram...

likörleri
derken;
 bir bayram ziyaretin de karşıma dizildiler.
tekelin eski likör fabrikasında üretilen, çoğumuzun hafızasın da yeri olan,
İstanbul'da yaşayanlardan, hatırlayanlarınız olacaktır elbet,
Mecidiyeköy'deki fabrikayı.


nane, muz, çilek, acıbadem, vişne, kahve
hatta altın likörü bile vardı.


bayram çikolatası, bayram kahvesi 
ama asıl işin özü likörler.


likörler ile birlikte yaptığımız eski İstanbul sohbeti de,
bambaşka güzeldi, şehrin bir ucundan,
diğer ucuna, geçmiş şöyle bir canlandı gözümüzde,
anılarımıza takılı kalan, küçük detaylar.


top oynanan arsalar, gül bahçeleri, meyve bahçeleri,
velhasıl bayram ziyaretinde, beni şaşırtan bir sürpriz oldu.

sorumlu bloger olarak da vazifemi yaptım efendim,
hadi bakalım şöyle bir likörlü hatıra seyahati de siz yapın...

Cuma, Ekim 03, 2014

yarına dair...

içimden geçenler;


yarın barış olsa, 
tüm bayramlar, barış için olsa,
savaşsız bir dünya olsa....




umut, mavi...
barış, beyaz....

Çarşamba, Ekim 01, 2014

bu yılın narları....


nar bereketli meyve, 
ne çok işe yaradı, arkadaşımın bahçesindeki narlar,
bu yıl, çok daha erken oldu.


ağacın dalları, meyvelerin ağırlığından yerlere değiyordu,
ben de,  koca bir sepet narı toplayıp,
nardan neler yaptım, neler....
reçel yaptım, aklımda kalmasın diye....


narlı jöle yaptım, 
nar suyu, nişasta şeker...


tart hamurunun üzeri için hazırladığım jöle den, 
bir parçayı, kalıba döküp soğuttum, 


ve karşınız da narlı tart.


 tart jölesi tarifi:
2 su bardağı nar suyuna, 4 yemek kaşığı şeker,
4 yemek kaşığı nişasta karıştırıp, parlak renk alana kadar pişirdim.


tartın üzerine döktüm. 
narın mayhoş aroması, şeker, kek 
değişik bir tat oldu.


''nar'' bereketli olduğu kadar, iyi de fotoğraf veren bir meyve,
bence, fotoğraflar da güzel oldu .