içimden geçenler;
sayısını bile aklımızda tutamadığımız,
acılarımıza bir acı daha eklendi...
her acı, hep çok daha acı...
neredeyse iki ayı bulmuyor sayfalarımızı karartıyoruz.
ve
hep o karanlıklarda kalmamak için, her seferinde umut arıyoruz.
bu sefer umut, bahçesinden topladığı sümbülleri,
pazar da satmaya getiren kadının tezgahın da çıktı karşıma.
her cumartesi yaptığım gibi, pazar tezgahlarından kereler çekmiştim.
bu sabah elime alıp baktığımda, mavi muşamba pazar tezgahındaki sümbüllere.
masmavi bir umut gördüm.
oysa günlerdir, bir fincan kahve, yada bir fincan çay içimi,
tüm sohbetler de acımız düşmedi dilimizden.
sümbüllere bakarken.
internette çArşı'nın yaptığı,
"dolmuşta son yolcu kadınsa, dolmuştan inmeme"
çağrısını okudum. ne bileyim işte, birlik olmak, iyi insanlara dair,
içimi, umutlu ve güzel hisler kapladı.
işte yine umudun rengi mavi oldu.