Çarşamba, Nisan 08, 2015

havuç reçeli...

24. çeşit olarak havuç reçeli.


reçel aşkı devam ediyor.


malzemeler basit,
havuç, şeker , limon, 
havucu rendeleyip tencereye koydum,
üzerine şekeri ilave edip bir- iki saat beklettim.
sonra kısık ateşte şeker eriyene dek pişirdim.
her yerinden kaynamaya başlayınca, limon suyu ilave ettım.
kıvam alınca, ateşten indirip, kavanoza doldurdum.


rengi ve tadıyla denemeye değer.


size kolay gelsin, mutlaka yapmak isteyeceksiniz.

Salı, Nisan 07, 2015

beyaz güzeli ...


hergün çiçek görmekten umarım bıkmadınız.
ben toplamaktan çok mutluyum.


tuy gibi hafif, beyaz güzeli bir kır çiçeği.


Ursula K.Le Guin  okumaya devam ediyorum.


kitap okuma zamanı.

Pazartesi, Nisan 06, 2015

papatya işgali...


gökyüzünde biraz mavi, azıcık da güneş sıcaklığı hissedip,
dün kırlara doğru gidiyorum deyip, evden çıktım ya,
birde ne görsem. Datça işgal altında,
papatyalar her yeri işgal etmiş.


deniz kıyılarını, dağları, tarlaları, yolları sarmışlar.
bu kare, gereme koyunun  papatya istilası  altında,
olduğunun ispatıdır.


yukarıdaki kare kızlan ovasından,
inanmazsınız diye, fotoğraflarını çektim, getirdim.
alttaki kare, tarla işgaline bir örnektir.
efendim, badem ağaçlarının dibine serilivermişler.
gördüğünüz gibi durum bu.


yol kenarlarına dizili vermişler.
tüm  papatyaları, bir türlü gelmek bilmeyen,
baharın gönderdiğinden şüphe duymaya başladım.
güzelim papatyaların yanındaki,  Datçalıların deyimiyle,
''çikin'' (çirkin) ağaçlar ise, 
henüz yapraklanmamış, incir ağaçlarıdır.


söz verdiğim gibi, çiçekleri getirdim.
herkes istediği kadar papatyayı buradan alabilir.

Cumartesi, Nisan 04, 2015

dünyanın diğer yarısındaki akrabalarıma...


onbinlerce kilometre uzakta oğlum ve gelinim.
pazar günü paskalya, gelinim ve ailesi için özel birgün.
bende onlara bir sanal kart yollamak istedim.
ve kartı kendim hazırlamak için birşeyler yaptım.


boyama işini beceremeyeceğimi düşündüğümden,
bıldırcın yumurtalarından yardım aldım.


yumurtalar,  bol yeşillik, elbette kır çiçekleri.


birde benim emektar biblolar.


bu minik tavşanla tam kırk yıldır birlikteyim.
on iki yaşındayken, bir komşumuz, Kütahya dan getirmişti.
iki tavşan, üç minik fil bibloyu.


fotoğrafları çekerken, tavşanın kalem kaşları çok eğlendirdi beni.


horozum da yirmi yıldır, benimle,
mutfak mutfak gezdi.
şimdi bu çektiğim fotoğraflardan üç tanesini seçip,
sanal paskalya kartı göndereceğim.
oğlumun Kolombiya daki ailesine ve de benim yeni akrabalarıma.


bu vesile ile  bugünün, onlar için özel olduğunu, 
düşündüğüm, bloger arkadaşlarımın da
 paskalya bayramını kutlarım.

Perşembe, Nisan 02, 2015

portakal kabuğu reçeli...


portakalın bol olduğu zamanlar da yapmıştım bu reçeli,
bir türlü fotoğrafları düzenleyip paylaşamadım.
aslında  bu kış, kavanoz, kavanoz reçeller hazırladım.
arkadaşlarıma hediye etmek için.
bu reçel de onlardan biri.


kalın kabuklu portakalların kabuklarını,
ince ince doğradım. kibrit çöpü  gibi.


doğranmış kabukları bir tencereye koyup, bir taşım kaynatıp, süzdüm.
bu işlemi dört kez tekrarladım.
acısı çıkmış portakal kabuklarını tencereye koyup,
üzerine şekerini ekledim. çok az su ile kaynattım.
her tarafından kaynayıp, kıvam alınca limon suyu ilave edip,
iki, üç dakika daha kaynattım.
ocaktan indirip sıcak, sıcak kavanozlara doldurdum.


yapmanızı kesinlikle tavsiye edeceğim bir reçel.
portakal kokusu yoğun marmelad kıvamında.
hem de, çok lezzetli.

23. reçel çesidim

Çarşamba, Nisan 01, 2015

kırlardan, bahar...

şimdi,
şöyle derin bir nefes alın ve  kırlara uzanın.


kırlarda gezdim, çok fotoğraf çektim,
diye reklam yaptım ama elektrik kesintisi yüzünden paylaşamadım.


aslında bahar yok derken, doğa hiç boş durmamış,
çiçeği, yeşili ile süslemiş toprağı.
biz soğuktan, yağmur dan . gidip göremediğimizden,
bahar nerede der dururmuşuz meğer.


karabaş otu çiçekleri.


bu kadar muhteşem bir düzenlemeyi,
ne kadar istesek yapamayız.
doga nasılda yerleştirmiş, taşı, kayayı, çiçeği.
ve nazlı gelincikleri.





bu çiçekleri toplarken, fotoğraflarken,
Mesudiyenin tepesinde, damarası denilen yerden,
bu manzarayı da seyredettim.






ellerinde bir parça ekmekleri, babaları ile birlikte,
ineklerini otlatmaya çıkmış bu güzel bakışlı kızları, yanaklarından öptüm.
gözlerindeki mutluluk o kadar başkaydı ki.
çiçekler kadar güzeldiler.


fotoğraflarla birlikte sevgilerimi de paylaşıyorum..

Pazartesi, Mart 30, 2015

zerde...

haftaya tatlı başlayalım,
güneşli olsun...
her işi güneşe, bahara bağlamak niyetindeyim,
yetti gari gelsin şu bahar.


yağmurlu gün, evde kalınca ee bir şekilde mutfak çekiyor,
ya da canım tatlı çekiyor diyelim.
malzemeler, soldan sağa;
pirinç, zerdeçal, şeker, safran  ve burada göremediğimiz nişasta. su


bir tutam safranı, bir kaseye koyup biraz su ile beklettim.
daha sonra, zerdeçal, nişasta ve bir miktar daha su ilave edip,
 karışımı iyice erittim.


bir tencereye, su ve pirinç  koyup kaynattım.
pirinçler iyice pişince şeker ekledim.
pirinçli ve şekerli su kaynamaya başlayınca, zerdeçal, 
nişasta karışımını ilave edip karıştırdım.
nişasta pişene dek birlikte pişirdim.


kaselere bölüştürdüm.
soğumaya bıraktım. 


üzerini dövülmüş badem ve kuru üzümle süsledim.
zerdenin rengini zerdeçal miktarı ile ayarlamak mümkün.
ben, bu rengi daha çok seviyorum.


tatlı yiyelim, güneş açsın, bahar gelsin...

Cumartesi, Mart 28, 2015

gelin çiçeği desem mi?


bahara en çok yakışan çiçeklerden biridir.
onu her gördüğüm de baharın gelini derim.


eve getirip vazoya koyduğunuz da,
hemen solmaz. tüy gibi uçuşur görüntüsüne rağmen 
oldukça uzun süre dayanır.


yeşil kırlarda vazodakinden çook daha güzel gözüküyor.


ben bu sefer onu dantellere sardım.
hatta tülledim, pulladım.
pek beğenince, fotoğrafladım.


ilaç şişelerini dikkate alın derim. işe yarıyorlar.
bu çiçeğin adını bilmiyorum ama.

Perşembe, Mart 26, 2015

lodos ve martı...


salı günkü güneşli havadan eser yok,
iki gündür, gökyüzü gri, dün yağmur, bugün lodos
ve soguk, Datça böyle uzun süren bir kış, görmemiştir.


sabah yürüyüşünde gördüm bu martıyı, 
denizin dalgasına rağmen balık peşindeydi.


bir süreliğine kıyıda durdu.
birkaç kare çekmeme izin verdi.
anlayacağınız, bahar hala yok.


evde, kitap okumaya devam.