Çarşamba, Şubat 11, 2015

soba varsa, kestane de var...


önce kestaneleri poz, poz fotoğraflayayım,


sonra üzerilerine birer çizik atayım. 


kestaneleri su dolu bir kaba koyup,
bir saat bekletince daha güzel oluyor.


sobanın üstüne sıra sıra dizip.
sonrası...
kestane kebap.


işte sırf bu yüzden,soba  her eve lazım.


en çok bu kestaneleri paylaşamadığım için üzülüyorum.

Salı, Şubat 10, 2015

kümesten haberler...


bizim ekip, yağmur, çamur demeden,
bahçede hatta bahçelerde dolaşıp duruyor.
gezme işini abartmış durumdalar.
neyse ki, hava kararmadan kümese girip, tüneklerine çıkıyorlar.


biricik tavuğumuz, oturan hanımefendidir.
hergün bir yumurta ile kahvaltıyı şenlendirir.


hergün bir tane, bir tane biriken yumurtalarımız.


hanımefendi gayet başarılı.


hayatın küçük neşeleri ve  mutlulukları.

Pazartesi, Şubat 09, 2015

manav dükkanı ...


genel istek üzerine manav dükkanı fotoğraflarına devam
kış sebzeleri, gerçekten çok güzel.


minnacık havuçlar, minnacık pancarlar.


lahananın renkleri, kerevizin lezzeti,
Datça'lıların, kerevize '' esenine'' dediklerini, bu hafta pazarda öğrendim.


pazı yaprakları sarılacak, kereviz portakallı pişecek,
lahanadan güzel bir kapuska iyi olur.


cafenohut Ayda en çok da sana bu kareler,
manav dükkanı halini seviyorum yazdığın için.

yağmurlar gelmeden...


meteorolojik bilgilere göre soğuk, yağmurlu,
hatta bazı bölgelerde karlı bir haftaya girecek gibiyiz.
oysa, cumartesi sabah böyle güzel bir gün vardı.


sabah limana kadar yaptığım yürüyüşte gördüklerim bolca mavi oldu.


hava da nasıl sakindi, günlerdir süren, fırtına ve rüzgar uğultusunun,
ardından o kadar iyi geldi ki, anlatamam.


yer, gök sükunet içindeydi.
bende sizin için, havadan, denizin suyundan, yeşilinden, otundan,
düş hanımın renkdaşı  kara kedicikten yani ne gördüysem,
herşeyden birer kare alıverdim.


sıcak günün tadını çıkarmayı asla ihmal etmeyenler de,
düştü karelerime...


gelen hafta soğuk olsa da,
 içimizdeki umut hep sıcak olsun.

Cuma, Şubat 06, 2015

işte böyle....


gri gökyüzüne inat,
bahar oluvermiş, ben evde soba başında oturup dururken.
badem ağaçları çiçeğe durmuş.


perşembe sabahı, güneşi görüp,
dışarı çıkınca, baharı da buluverdim.


sanki, açan çiçekler değil de,
içime doğan
nasıl bir sevinç, nasıl bir umuttur,


umarım bu sayfadan, size de ulaşır.
çiçeklenen umut, baharlanan sevinç.


kucak dolusu, bahar, kucak dolusu çiçek.
mutlu bir hafta sonu dileğiyle.

Perşembe, Şubat 05, 2015

nihayet güneş...


bu kış, hiç alışık olmadığımız bir şekilde devam ediyor.
gri bir gökyüzü, yağmur, fırtına.
güneş ve masmavi gökyüzüne hasret kaldık.


bu sabah, rüzgarsız, yağmursuz üstelik güneşli bir güne uyanınca,
hemen yürüyüşe çıktım.


sayfamda mutlaka, mavi deniz ve masmavi gökyüzü fotoğrafları olur.
lakin onbeş gündür güneş görmedik ki, mavilik olsun.



sabah gördüğüm, bir kaç beyaz gül ve bir iki dal yasemini de topladım.
fotoğraf çekmek için onları tepesi fırtına da uçmuş, 
bu lamba vazoya koyunca, manzaraya başka bir güzellik geldi.


fotoğraf çekerken, ufak ufak esinti ile sanki lodos tekrar gelecek gibiydi.
şimdi, evde cam kapı açık, verendaya oturup bu postu hazırladım.


güneş eksilmesin ömrümüzden.

Çarşamba, Şubat 04, 2015

acıyı bal eyleme reçeli...


hani benim geçenlerde fotoğraflayıp, paylaştığım,
narenciye hasadından tanırsınız bu greyfurtları,
 yapmadığım bir greyfurt reçeli kalmıştı. onu da yaptım.


olay şöyle gelişti, :)) hani acımsı bulur, şeker ekleyip yemeye çalışırız ya,
acılığı veren dış beyaz bölgedir. Kabukları çok derin soyarak,
dış beyaz bölgeyi de aldım. kalan etli ve sulu kısmı bıçakla parçalayıp,
tencereye koydum üzerine şeker ekledim. bir gece bekledi.
gerisi bildiğimiz reçel yapma tekniği.


reçelden çok marmelat oldu. acılık çok hafif var,
 o da greyfurt aromasına dönüşmüş hali.
illa da yapılacak bir reçel mi derseniz? değil.
ama değişik tatları denemek isterseniz, yapabilirsiniz.
dikkat etmeniz gereken, içi kırmızıya yakın olan bu tip greyfurtu tercih edin.
diğer tür daha acı ve zarları çok kalın.


22. çeşit ,
reçel olarak kendisini kayıt altına aldım.

NOT: oğlum için yazdığınız, tüm güzel dilekler için  çook çok teşekkür ederim. 

Salı, Şubat 03, 2015

blogumun en güzel kareleri...


30 ocak günü o uzak ülkede ''Kolombiya'' da oğlumun nikahı vardı.
Düğün epey bir zaman sonra olacak, benim de katılacağım bir tarihte.
fakat oturma izni vs. gibi nedenlerle nikah yaptılar.
nikah evlendirme dairesinde değil bildiğimiz noter de yapılıyormuş.
aslında, nikah, fotoğraflarından, benim için en ilginç olanı.
evlenme işlemi yapılırken, arkada sıra bekleyen insanlar var.
banka kuyruğu gibi.


fotoğrafların çekildiği yer, Medellin botanik bahçesi, 
nikah sonrası aile arası küçük bir kutlama yemeği için ,
gittikleri restoran da burada.


daha önce çocuklarını evlendirenlerin bildiği heyecan işte benimkisi,

sizi seviyorum çocuklar.

Pazartesi, Şubat 02, 2015

ilkler...


Datça'da hiç bu kadar uzun zaman, güneş eksikliği olmamışdı.
gökyüzü hep gri, o parlak mavi rengi özledim.


yağmur, rüzgar, soğuk.
belki kuzey bölgeleri için doğal kış mevsimi,
fakat güney ikliminde, hele hele burada, çok olağan bir durum değil.


tüm bu hava şartlarına rağmen.
Datça baharının ilk, kır çiçekleri açmaya başlamış bile.


sabah evin yanındaki tarlada kısa bir yürüyüş,
bu güzeller ile karşılaşmaya yetti.



gri gökyüzüne inat,
toprak ana renklerini kuşanmış.

Cuma, Ocak 30, 2015

oğlumun objektifinden...


henüz gidip, göremediğimden, her anne gibi,
oğlumun yaşadığı yeri, merak  ediyorum.
bu nedenle oğlum her fırsatta, fotoğraf çekip yolluyor.
paylaşmak çok hoşuma gidiyor.


sonsuz bahar ülkesinde, kelebekler de her zaman uçuyor.
oğlum çok fazla çeşit ve renkte kelebek olduğunu söylüyor.


Kolombiya'da uçup, 
bu karelere düşen, kelebekler  ve  gün ışığı,
yağmurlu ve gri günlerimizi de aydınlatsın.


bugün, bitip giden haftalardan, yine birinin son günü,
 gelen hafta sonu, baharı hatırlatsın ki, umutlarımıza ışık olsun. 

Çarşamba, Ocak 28, 2015

mercanlı kahve....


Ne zamandır, sayfam da,  kahve içemedik.
mercan dalı nakışlı, örtünün üzerinde,
 bir fincan kahve güzel olur.
böylece sayfam manav dükkanı havasından da kurtulur.


tabağın içindeki, denizden çıkan bir kabuk,
bizim buralarda ''deniz kurabiyesi'' yada ''deniz bisküvi'' diyorlar.
son üç gündür sürekli yağmur yağıyor.
kahve içerken, fincandı, örtüydü  derken yine dayanamadım,
fotoğraf çektim.
kahveler fincanlardan, kokusu evlerden,
kahve tadı damağımızdan eksilmesin.