Salı, Haziran 07, 2016

erik suyu ve emaye aşkı...


yaz geldi,
sıcak günleri serinletmek gerek,
en güzeli de soğuk içecekler.
hatırlarsanız, geçen yaz türlü türlü şerbetler yapmıştım.
bu yazın ilk içeceğini erikten yaptım.
emaye tepsimi de gösterme bahanem oldu. 


erikler dalından.
kabuğu kalın ve ekşi ama içi tatlı ve bol sulu olan eriklerden.
erikleri yıkayıp çekirdeği ile tencereye koydum. üzerine su ilave edip,
erikler neredeyse  eriyene kadar kaynattım.


soğuduktan sonra, kevgirden geçirdim.
sadece çekirdekleri kaldı tüm lifi suyuna karıştı.
tatlandırmak için bal ilave ettim.
meyvenin şekeri zaten var azıcık bal da mayhoşluğunu aldı.
şişelere doldurup, buzdolabına koydum.


bir çok meyveden bunu elde etmeniz mümkün.


erikler ne kadar sulu değil mi?


emaye tepsim, kırk yıllı aşmış zamandır, tepsi hizmeti vermiş.
emaye sever olduğumu bilen arkadaşım,
kayınvalidesinden benim için istemiş.
emayelerime bir yenisi yok bu olmadı, bir eskisi daha eklendi.


zamanın da ne kadar popüler bir desen di kim bilir? 
kızıla çalan kahverengi ve tonlarında gölgeli deseni çok hoş duruyor.
ve üzerindeki kırık dökük yaşanmışlıkları.


emaye severlere tanıştırmaktan gurur duyarım.

Pazar, Haziran 05, 2016

mumlar...


bloga alıştırma zamanlarım ara uzun olunca,
o üretkenlik, o blogger bakışı içinizde bir yere kaçıyor.
tekrar hayata dönmek gibi.
sevdiğim şeyleri keşfetmek.


Datça rüzgarsız olmuyor ve bahçede mumları yakmak,
sıkıntı yaratıyor.
aklımda bu düşünce vardı.
camların içinde yakarsam belki sönmez. 


evde bulunan, doğadan topladıklarımı düzenlemeye çalıştım. 


kuruttuğum portakallar, kozalaklar, karabiberler. 


mumlarım, arkadaşlarımın hediyesi,
mum kursunda öğrenip yaptıkları mumlar.


ama bahçeye çıkarmaya kıyamadım.
merdivenlere dizdim.




bu işlerle uğraşırken içine sevgimi de kattığım kesin.


yaşasın bloga dönüş...
ve yeni gelen hafta sevgiyi çoğaltsın.

Çarşamba, Haziran 01, 2016

olive farm, yeni hali...


olive farm da gezinmeyi pek severim.
bu gidişimde çok farklı bir olive farm buldum.
renklenmiş, renklerde pek yakışmış,



sevimli midilli bahçe de dolaşıp duruyordu.
selamlaştık, hal hatır sorduk.


bahçedeki cafe kısmı, pek hoş olmuş,
olive farm a yakışmış.



içeride çeşit çok fazla,
seyret, kokla,
tadına bak.


renkler harika.
bu paylaşımım, bol renk içermekte,
bakan gözlerinizden renkler dolsun içinize.


Pazartesi, Mayıs 30, 2016

reşadiye - datça...


Reşadiye mahallesi, Datça girişindedir,
çok sokağı, kıvrımı yoktur.
iki yol vardır, biri bakkalı, muhtarı bulacağınız,
diğeri konağa giden, konağın arkasından patika yol gider.
Evlerin arasından, tepelere çıkar.
Tepeden bakmayı severim yarımadaya,
birde yol boyu gördüklerime.
yol boyu gözüme, eski taş evlerin yıkıntıları göründü,
birde kaktüs ailesinden arkadaşlar.


evin kapısına, yakıştırılmış,
fikir edip yapanın yüreğine sağlık, ne hoş olmuş.
rengarenk çiçekler de güzelliklerini esirgememiş.
ben baktım, baktım size de göstereyim istedim. 



kaktüsgiller den, kimi ararsan var.
hemde pek endamlı, pek güçlü yayılmışlar,
eski ev yıkıntılarına, boş arsalara, kapı önlerine. 




Datça'dan dikenli sevgilerle.

Pazar, Mayıs 29, 2016

günler ve güller ...





Elemsiz,  kedersiz, sağlık ve huzurla,
Gül gibi geçip gitsin günlerimiz. 
iyi haftalar. 




Cuma, Mayıs 27, 2016

Eski Datça'dan...


Blogum dan asla vazgecmedim. 
Çok ama çok özledim. 
Paylaşmayı, Arkadaşlarımın paylaşımlarini takip etmeyi.
Hayatın Her anı Aynı Olmuyor. 
Yaşadığım da böyle bir süreçti 
Ve biliyorum ki, sizde en çok Datça Fotoğraflarını Ozlediniz.
O zaman eski Datça Sokaklarında  Gezinmeye davetlisiniz.
Iyi gezmeler...







Salı, Mayıs 17, 2016

uzun bır aradan sonra...


Kocaman bir  merhaba, 
Kucak dolusu sevgiler...
evet babam Yürüdü. 
En güzel Haber bu.
Ve onun gülüşü


Datça'ya döndüm, 
baharın Son günlerinde 
Bahçe De isim cok.
En kisa zamanda görüşmek  Üzere.