Pazar, Mart 15, 2015

kahvaltı...


peynir, zeytin, yumurta, bal, biraz yeşillik,
her evde olan.
belki fark sadece,
bir demet kır çiçeği ve güneş.


emeklilikte her sabah kahvaltı masası böyledir de,
ah! o iş zamanı, çalışan insan olma hali,
böyle bir masa ne çok özlenir. 


aslında şair ne güzel yazmış dizeleri,
peyniri, zeytini sofraya kor gibi.
"yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmem 
ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı"
Cemal Süreyya


bol dinlenmeli, mutlu pazarlar.

Perşembe, Mart 12, 2015

sarı çiçeklerle kahve


sarı çiçekleri toplamaya doymuyorum,
doğanın için de yaşamanın en güzel yanlarından,
biri de hergün taze çiçek bulabilmek.


baharı kovala, krep yap, örgü ör 
eee bir kahve molasını hakettim


sanırım, fotoğraf çekmeden durabilen bloger yoktur.


ferah kahvelerimiz olsun.

Çarşamba, Mart 11, 2015

örgü...


mola verdim ama boş durmadım.
kış eğlencesi örgüye devam ettim.


ebruli ipleri çok seviyorum, örerken hiç canım sıkılmıyor.
renkten renge geçip duruyorum.


hızımı alamadım bir - iki çocuk beresi ördüm.
hemen de sahiplerini buldular.


sepette ip çok örmeye devam.
kahve molasına kadar.

Salı, Mart 10, 2015

krep...


baharın peşinde koşmaktan çok yorulup, çok acıkan ben,
arada krep yaptım yedim.


pek de güzel, pek de lezzetli yapmışım,
bir bahar sabahı afiyetle yedik.
efendim tarif söyledir ;
2 yumurta- 1 bardak süt- 1 bardak un,
tez çırpıla,
 bu kadar


sonra krep tavasına 1 kepçe dökülüp pişirildi.


evde Van dan gelen otlu peynir, 
beni de ye deyince,


malum turunç reçelini, yeni yapmıştım.
gayet mükemmel bir uyum sağladı.


azıcık mola iyi geldi,
lakin kahve içmeden düşmem yollara.
galiba bahar da mola verecek..
doğa takvimi der ki, kocakarı soğukları gelecek.

Pazartesi, Mart 09, 2015

baharın peşinde... örencik köyü


masal gibi bir köy.
Palamutbükünün, tepelerinde, 
on üç hane var.


işte baharın işaretlerinden biri, taş duvarlarda çiçekler açmaya başlamış.


keçileri ve o baharın yeşiline doğru gittiler.


teyzeciğim, sıkılmış artık kıştan, 
Datça en son elli yıl kadar evveli böyle kış gördü.
o vakıtlar da, don oluvemişti. dedi.


baharın yeşili, aslında bir hüznü de örtüvermiş.
içim burulur, bu eski taş evlerin yıkıntılarını görünce,
ocak, raflar öylece durur. en çok anı da oralardadır.
yemeklerin kokusu, birlikte yenilen sofralar.


hala sağlam bir fırın. 
daha ne istenir ki, başımızı sokacak bir dam,
içinde ocak, sıcacık bir ev.
hemen pencerenin önüne sardunyalar dizdim.


bir başka işarette, azalan odun.
odunlar azalmış, bu da demektir ki,
bahar.


sıkılmadıysanız devam edecek.

Pazar, Mart 08, 2015

baharın peşinde...ekmek kokusu

sındı köyüne girip dolaşmaya başladığımda,
uzaktan tüten dumanı görüp,
burada ekmek pişmekte dedim,
ve dumanı takip ettim.


havayı güzel gören, 
üç arkadaş ( selda- nurçin- nilufer) sabahtan başlamışlar,
hazırlıklara hamurlar yoğrulmuş,
fırın yakılmış, ben tam fırına verme zamanına denk geldim.


mersin çalışından süpürge ile fırını temizleyip ateşi kenara çektiler,


susamlar, çörek otları, karanfiller konulmuş, hamurları,
fırın küreği ile fırına dizdiler.


nasıl bir koku sardı etrafı anlatamam,
ateşe atılan türlü türlü çalının kokusu, odunun kokusu,
ekmeğin kokusu, bahar gelmeseydi,
hiç böyle güzel kokabilir miydi?  ekmek.


kocaman, kabarmış ekmekler fırından çıkınca,
ucundan koparmamak olmazdı.


bahar ekmeğin kokusundaydı.
baharın işaretleri, bitmedi.
devam edecek.

Perşembe, Mart 05, 2015

baharın peşinde... dünden devam


arkası yarın demiştim, en son cümlede,
arkası bu minik oğlaklar,


Nasıl da zıplıyorlardı, sevdirdiler de.
hele o renkli püsküllerine bayıldım.
mart ile inatlaşmaktayım, bahar olacak artık dedim ya,
hani yağmur yağarsa, bu karelere bakar bakar, 
yok canım bahar geldi deriz.


adını bilmiyorum ve ilk kez karşılaştım bu çiçekle.


bu keçi, çok değişik bir keçiydi.
beni görür görmez deli oldu taa uzaktan başladı bağırmaya,
önce yavrulara gittim, ama bu hiç vazgeçmedi bağırmaktan
çok tatlı ama nasıl sevdirdi kendini.
deli keçi.


baharın işaretleri devam edecek.
arkası yarın.

Çarşamba, Mart 04, 2015

baharın peşinde...


hepimiz meraktayız, şu bahar nerede ?
üç mart salı günü, atlayıp arabaya yarım adayı bir dolaşayım dedim.
palamutbüküne kadar gittim ve köylere uğrayıp sordum.


işte bahar...
papatya da, çimen de, yeni doğmuş oğlaklarda,
ekmeğin kokusunda...


o kadar çok işaret vardı ki, ben de hergün birer birer hepsini,
sizinle paylaşacağım.
papatyalarda ki baharı bugün görün istedim.
sonra diğerlerini.
yazı dizisi gibi olacak, lakin çok fotoğraf çektim.
baharın geldiğine dair pek çok işaret buldum. 


bademler çiçeklerini döküp, çağlaya doğru yolculuklarına başlamış.


yürüdüm, çimenlere uzandım,
çok  çalıştım, fotoğraf çekmek kolay mı.

''arkası yarın''

Pazartesi, Mart 02, 2015

bahar dediğin,


bahar dediğin, nedir ki, çiçek, böcek, kuş sesi..


bahar dediğin, umuttur, yaşama sevincidir, her seferinde hayret etmektir.
hele benim gibi doğaya bu kadar yakın olunca, kupkuru dalların,
tomurcuğa durup, dünyanın en güzel tablosunu oluşturmak için
çiçeklere bezendiğini görmektir.


toprağın,yemyeşil olması yetmezmiş gibi, 
aralara rengarenk çiçeklerin serpilmesini izlemektir.


ah! işte bahar...


bahar dediğin, 
kır çiçeklerini nereye koyacağını şaşırmaktır.
o kadar güzeller ki, hiç bir vazo yeterli gelmiyor bana...


Mart geldi mi, bahar geldi demek.
kapıdan baksam da, gördüğüm yeşil olur, çiçek olur.
kazma, küreği de sakladım mı, belki martı kandırırım.


bana güvenin tedbiri aldım,
kazma, kürek ortalık da değil, çiçekleri de dizdim.
tavukların yemine gelen kuşlar da hazır.
bir de böceklerle anlaşırsam.
mart ezberi bozup, kışın çektiğiniz  yetdi gari deyip, 
sakin sakin duracakmış.