Pazar, Şubat 21, 2010

BAYIR KÖY ....ORDAKİ UZAK KÖYLERDEN...

Marmaris-datça yolunda bir tabela bozburun hemen yola saptı ''moon'' gerekli tüm malzeme mevcuttu ...hatırlatalım;kırmızı araba,fotoğraf makinesi vee süleyman...










selimiyeden çıkıp orhaniye istikametine
giderken orda bir köy gözüktü...şirin mi şirin... bayır köy....





ne sıcak kaldı ne yorgunluk ...koca çınar efil efil esiyordu,adaçayları mis gibi ,buram buram gözleme kokusu ve kahve de oturan yaşlı ege bilgeleri..işinin ehli rehberlere taş çıkarırcasına anlatıverdiler
2000 yaşındaki çınarı öyküsünü...

  tur atmadan  olur mu sağlıklı uzun ömür dileğine birde bu ömür egede olsunu ekleyip dönüverdik etrafında 2000 yaşındaki çınarın...







çam kokularının ve esen ılık rüzgarın sersemliğinde zor ayrılıp köyden okun gösterdiği istikamet üzre orhaniye ve bozburuna doğru seyrüsefer eylendi.....


aylardan haziran
yıllardan 2008
''moon''az yazdı
fotoğraflar çoook serinserin diye.....

Cumartesi, Şubat 20, 2010

KÜÇÜK ŞEYLER...ŞEYLER....

Küçük şeyler ,hayatı renklendirir...ve anıları tazeler...
gezmelerde hemen ufak tefek anı tazeliyecilerine koşulur...
yada toplanıverir kumsallardan deniz kabukları boy boy renk renk....
deniz taşları cam kavanozlarda ..
yada minik anahtarlıklar her an elimizde...
işte seyrüsefer hallerinde edinilmiş küçük şeyler...her evde yada ofis de
masa üstünde bi köşelerde,bazen unutur orda varlıklarını bazen küçük bir tebessümle bakar ne çok anıyı çağırıveririz...
bunları buluverdim karelenmiş anılardan...aşağıda bilginize sunulur.






''moon''dan anılar eşliğinde...

Perşembe, Şubat 18, 2010

HAFTA SONU... HAFTA SONU...RENKLENDİRİN SOFRALARI














Evet haftasonu ...hepbirlikte olabilmenin mutluluğu...



birbirinden lezzetli kahvaltı sofraları ...
yemek tarifine de gerek yok malzeme şeklen burda sadece alışveriş yeter...

şimdi bu kahvaltı sofraları fotoğrafları seyrüsefer hallerine dahildir...
yukarıdaki domatesler datçada tarladan kopartılmış aşağıdaki zeytinler yine datça pazarından alınmış olup ...ekmekler yunanistan gezmelerimden......






fincan daki çay ve lezzetli gözleme datça/mesudiye koza villanın sevgili ev sahibesinin becerikli ellerinden...kavanoz kurabiyeleri tahinli kurabiye uzmanından...
























bu herşey taze ürünler çanakkale gezmesinde çoook kıymetli bir annenin elinden ,taze yumurta,ev yapımı peynir,tereyağ,domates reçeli ,nohut ekmeği....köy kahvaltısı değil,köyde kahvaltı...


''moon''seyrüsefer eylerüken
pek de keyfeylemüşdür.
19 şubat perşembe günü
yıl hala 2010

Çarşamba, Şubat 17, 2010

ANADOLU HİSARI HEP ORDA......








göksu deresinin kenarında
mola vermek üzere....
planlar yapılır hafta içi
yoğun mesai saatlerinde...




Bu kent yorarken hafta içi bizleri..haftasonu saklanmıştır dinginlik, istanbul'un binbir köşesine eee bulmak meraklı yüreklere düşer...seyrü sefer eylenir..yollar çok yere götürür , gitmek isteyeni...
bir pazar sabahı erken yola düşülür,köprü dolmadan,yollar boşken...istanbul hafta sonları ve sabahın erken saatleri en sessiz ve huzur dolu güzelliğnde oluyor...güzel bir kahvaltı ve gözbebeğimizden ruhumuza varacak dinginlik için anadolu hisarına yol çevrilir...hele hele birde yanında sevgili arkadaşları varsa ''moon'' çook daha mutludur.














Anadolu hisarının dar sokaklarındaki ahşap evler,hemen kapılarını
çalıp içeri girme istediği uyandırıverir bende...zor tutarım kendimi
ama birgün çalıp kapıyı girevereceğim ...istanbulun tüm karmaşası
siliniverir birden,burda yaşamalıyım der,hemen kiralık eski ve bahçesi
olan bir ev tutmaya karar verir ve işe gidip gelmeyi düşlerken...köprü
trafiği ışıklı ve egsoz kokulu canavar olarak düşlerimi parçalar...


bir çok pazar sabahı....''moon'' dinginliğe ulaştı.

2010 yılının ve şubat ın

18. günü paylaştı....

YAŞAMAK GEREK YAŞAMAK......

Çok ama çoook yıllar önce tanışmıştım datça ile... ''bulutlarım canım bulutlarım'' başlıklı yazımda datça ile ilk karşılaşmamı paylaşmıştım...

Hem çok keyifli, hem çok çok zor, datçayı sayfalarca yazsamda anlatamam, 1000 e yakın fotoğraf çekmişim hangisini seçsem diye karar veremem...en iyisi bu ilk yazımda birkaç ipucu vereyim sonra aralara girer anlatıveririm datçamı....



















Eskidatçayı,canbabayı,değirmenleri...mesudiye,hayıtbükü,palamut bükü der ve muhteşem büklere uzanıverir...knidosa kadar giderim.Datçaya tepeden bakar gölü,şelaleyi ve yürüme mesafesindeki plajları seyreder...dünyanın en önemli edebiyatçılarının adları verilmiş datça sokaklarında dolaşırım....





















Of of ya datça ....

datça anlatılamaz...her köşesini karelesemde

yaşamak gerek yaşamak...


''moon'' kifayetsiz karelere bakakalır....
17.şubat.2010 dünya yılı

Pazartesi, Şubat 15, 2010

DİMDİREK ANKARA

Bir haziran sabahı saat 05.00 de yola çıktık tam da ülkenin ortasına doğru...yaz başıydı ama serinlikde vardı. ceketleri atsak da ince hırkalar elimizdeydi,kalacak yer hazır dı...kızlar ve kızları yani kırmızı araba dolmuştu önce benzinci sonra boğaz köprüsünü geçip Ankara tabelarına takıldık...Bolu bizi karabulutlarla bekliyordu tırmandık,tırmandık,tırmandık karabulutlar yağmura döndü...mola yeri seçtik.... sıcak bir çay ,biraz şekerleme için ...yağmurdan kaçarak girdik kırmızı arabamıza...çok sürmedi güneş parladı, ılık ılık ısındık... 4 saat sonra karşımıza heryerden çıkan Konya tabelalarına karşın vardık Ankara'ya ...2 gün Ankara keşfindeydik planlar,istekler ... illa da arjantin caddesi ve sıcak şarap diye zırlamalarıma dayanamayıp gittik sıcak şarap peşine amma hayallerim hüsranla son buldu...sıcak şarap içeceğimiz makan kebapçı olmuştu.

Anıtkabir, Gençlik parkı, Atatürk orman çiftliği derken kocaman kocaman herşeyin genel müdürlüğü binaları arasından dolaştık durduk,kaybolduk adres sorduk bütün Ankara'lılar adres tarifi için eğitim almıştı sanki her sorduğumuzda tarif şuydu ''dimdirek gidin'' dimdirek turlarla aynı caddelerden ve şehri kuşatan altlı üstlü geçitlerden bir kaç kez geçerek her yere gittik tamda dönüşümüze birkaç saat kala içimizde eksik bir şeyler vardı,ve karşımıza çıkan bir tabela eksikliği gösterdi oklarla Ankara Kalesi....o oku çoook seviyorum, park yeri vs. yokuş sokaklar derken ...............















daracık sokaktan içeri girdiğimiz gibi bambaşka bir Ankara şaşırttı bizi...eskişehir yani kale içi tüm süprizleri ile karşıladı...zenger paşa konağı,eski radyolar,balmumu heykeller,nakışlı örtüler...














Vee testiden,heybeye,eski dikiş makinalarına ne çok hoşluk vardı kale süprizinde....










haziran 2008 in 7. ve 8. günü

''moon'' gerekli malzemelerle yoldaydı...

''moon'' gördü , objektif sakladı...

Pazar, Şubat 14, 2010

SEYRÜSEFER HALLERİ- GEREKLİ MALZEMELER

''Gezmek zor iştir fazla mesai ister''buna yakın bir söz Ferhan Şensoy'un 90 lı yıllarda yaptığı bir tv dizisinde sıkça kullanılırdı. Bende fazla mesai harcadığım zamanları, karelediğim anları paylaşacağım dizi halinde. Lakin en önemli kısmı gerekli malzemeler...Kolay mı öyle seyrüsefer eylemek , önce bir ''moon''gerek gezecek,görecek..

sırtçantası...yıllardır aynı ,içinde herşey mevcut,kitap,termos,elma,fotoğraf makinası,cd çalar...











süleyman ; deri montlusundan ,asi ,gözlüklü, tüylü....''moon''nerede süleyman orada...
















araba ; kırmızısından .....












yol ; illaki .....












otobüs gece gidip sabah görmek için....











vapur arabalısından denizleri aşıp yollara kavuşmak için...















uçak ...uzak ülkelere sefer ederken (moon uçaktan korkar)











2005/06/07/08/09/2010''moon''
gezdi gördü,yedi içti.......karekare eyledi....